Kurtlar Vadisi Pusu TV İzle Kurtlar Vadisi Pusu TV İzle – www.KurtlarVadisi.tv

15Eki/1012

Kurtlar Vadisi, Senaristlik, Oyunculuk, Pana Film ve Akademi

Pana Film imza attığı iddialı yapımlardan sonra yeni misyonuyla sektöre yeni oyuncular, senaristler kazandıracak.

Pana Akademi seçkin kadrosuyla kamera karşısında oyunculuk, senaryo yazım, spikerlik&sunuculuk, diksiyon&temel konuşma gibi branşlarla eğitim hayatına başladı. Pana Akademi Genel Koordinatörü Osman Wöber ve oyuncu-eğitmen Sinem Soner ile Türkiye’de bir ilke imza atan Pana Film’in dev projesini konuştuk.


Ali Buhara Mete: Pana Akademi fikri nasıl ortaya çıktı? Pana Akademi’yi diğerlerinden ayıran en önemli özellik ve öncelik sizce nedir?

Osman Wöber: Pana Akademi fikri Şaşmaz ailesinin insan yetiştirmeye dönük bir misyonu benimsemiş olmalarıyla ilgili. Bu proje tamamen sayın Şaşmaz ailesinin bir okul açmaya karar vermesiyle başladı... Türkiye’deki aktörlük okullarından mezun oyunculara kamera karşısında oynamaya dair herhangi bir eğitim verilmiyor. Biz, sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak ve Pana Film’in gelecekteki insan malzemesini de yetiştirecek bir okul fikrine yöneldik. New York Film Akademisi ve London Film School gibi dünya çapında bu tarz seri eğitimler veren okulları örnek alan bir modelle içerik hazırladık. Şimdi altı aylık ve üç aylık iki oyunculuk bölümüyle oyuncu yetiştireceğiz ama onun dışında diksiyon, spikerlik, sunuculuk ve bizim Pana Film’in asıl kimlik işareti olan senaryo eğitimlerimiz de var. Buna çok kısa zamanda kurgu, dublaj ve giderek sinema sektöründeki bütün iş kollarını eklemeyi düşünüyoruz.

Parmak izinizi keşfedin!

A.B.M: Pana Eğitim Genel Koordinatörü Osman Wöber aynı zamanda kamera karşısında oyunculuk branşındaki eğitmenlerden birisi. ‘Parmak izinizi keşfedin’ sloganıyla neyi anlatmak istiyorsunuz?

O.W: Herkesin kendine has çok değerli özellikleri olduğunu düşünüyoruz. Her insanın dünyayı algılayış biçimi ve onu yansıtış biçiminin kendine özgü olduğunu düşünüyoruz. Onun için de Amerika’daki eğitim sisteminin insanı, bireyi ön plana çıkaran, ona çok değer veren yanını benimseyip öyle bir vizyon oluşturmak istedik. O yüzden de bu slogan bize çok çarpıcı geldi. Parmak izini keşfet, sen çok değerlisin yeter ki onu keşfet ve onun peşine düş. Kendi değerlerinin farkına var.

A.B.M: Pana Akademi’yi diğerlerinden ayıran en önemli özellik bu diyebilir miyiz?

O.W: Kesinlikle diyebiliriz çünkü basmakalıp bir eğitimden çok, bireyin kendi kişisel gelişiminin önünü açacak bir eğitim anahtarı vermeye çalışacağız.

A.B.M: Oyunculuk eğitiminin süresi üç ve altı aylık iki ayrı programdan oluşuyor. Sizce bu süre, teoride olduğu kadar pratikte de oyuncu adaylarına gerekli refleks ve tecrübeyi kazanmaları için yeterli midir? Daha da basitleştirirsek Pana Akademi sektöre iyi oyuncular kazandırabilecek mi?

O.W: Tabi ki kazandırabilecek. Zaten dünyada oyunculuk eğitimi veren büyük eğitim kurumlarının tümü iki ya da üç yıllıktır en fazla. Bizim eğitimimizde yüksek okul sisteminin dayattığı dört yıllık bir format var. Bu aslında oyunculuk formatıyla bağdaşan bir durum değil. Dünyadaki diğer örneklerde olduğu gibi iki yıllık, üç yıllık eğitimlere dönüştürülmesi daha mantıklı olur. Altı aylık eğitim; biraz daha sıkıştırılmış ve öğrenciyi sahada karşılaşacağı sorunlarla yüzleştirip rahat etmesini sağlayacak donanımlar kazandırmaya yönelik bir eğitim olacak. Onun için altı aylık ve üç aylık eğitimler, anahtarları alabilecek kişiler için sahaya çıkmadan önce gayet yeterli. Sahada geliştirilen bir meslektir çünkü.

Herkes oyuncu olabilir

A.B.M: Yeteneksiz olanlardan da para alacak mısınız? Oyuncu olmak için eğitim şart mıdır? Sizce herkes oyuncu olabilir mi?

O.W: Kesinlikle parasız hiçbir adım atmıyoruz. (Gülüyoruz) Herkes yeteneklidir. Bizce herkes oyuncu olabilir. Bizim sloganımız odur zaten. Aslında parmak izini keşfet derken, içinde biraz da o var. Herkes oyuncu olabilir, biz zaten hayatı oynayarak öğreniriz, oyunlar kurarak hayatı tanırız, o nedenle oyuncu olmaya hepimiz yatkınızdır. Yeter ki o anahtarları ve oynama zevkini taşıyalım. Psikolojik bir sağlık sorunu olmadığı sürece her insan oyuncu olabilir.

A.B.M: Eğitim şart mıdır?

O.W: Eğitim her şey için şart. Şöyle ki bugüne kadar tanıdığımız çok büyük oyuncuları hayranlıkla izlerken hangi eğitimden geçtiklerini hiç düşünmedik. İnsanoğlu, karmaşık olan şeyi düzene koymaya çalışan bir zihin yapısına sahip. Sahada öğrenmek çok uzun zaman alabilir ama bunu belli bir dizgeye oturtup daha kısa bir zamanda öğretebilirsiniz.Sinem Soner: Meryl Streep hala Workshoplara gidiyor.

A.B.M: Kamera karşısında oyunculuk branşındaki ekibinizden bahseder misiniz? Derslere sürpriz oyuncular katılacak mı?

O.W: Pana Film güçlü bir yapım şirketi aynı zamanda. Gelecekteki projelerinde kullanmak için yetiştirmeye ihtiyacı olduğu bir oyuncu potansiyeli var. O nedenle sizin söylediğiniz gibi bir sonuç bekliyoruz biz de. Kurtlar Vadisi’nde veya Pana Film’in diğer yapımlarında yüzünü görmeye alıştığımız oyuncuları tabi ki görecekler. Onun dışında eğitim uzmanı olan bazı oyuncu arkadaşlarımız da eğitim kadrosunun içinde varlar. Hep beraber deneyimlerimizi, yaşadıklarımızı aday oyunculara aktarmak üzere biraradayız.

A.B.M: Genç oyuncu adaylarına tiyatrocu-oyuncu Osman Wöber olarak vereceğiniz altın öğüt ya da öğütler nelerdir?

O.W: Altın öğüt; oynama zevklerini, yani içlerindeki çocuğu öldürmemeleri. İçindeki çocuğu iyi beslemenin metotları var. Sinem de bir metot öğretmenidir. Sonuç olarak metot oyunculuğa ilişkin bir eğitim frekansı da yok ülkemizde. O frekansta eğitim verecek bir eğitmen… Sonuç olarak herkes oyuncu olabilir diyoruz; herkesin yeteneği vardır. Mutlak surette doğru anahtarlarla doğru kapıyı açmaya çalışacağız. Yoksa bir kişi bir rolü oynardı ve bir daha o rolü başka birinden seyretmeye tahammülümüz olmazdı. Üçüncü dördüncü jenerasyondan kült rolleri oynayan kişiler bizi hala kendilerine hayran bırakabiliyorlar. Daha önce gördüğümüzden daha iyisini gösteriyorlar bize çünkü.

A.B.M: Senaryo yazım bölümünde Pana Film’in senaryo danışmanlarından Öktem Başol ders veriyor. Bu bölümden biraz bahseder misiniz?

O.W: Pana Film’in en belirgin kimlik işareti senaryodur. Çünkü şirketin sahiplerinin büyük bir kısmı senaristtir ve Kurtlar Vadisi başta olmak üzere diğer projelere imza atan değerli bir kadrodur. Senaryo, sinema sanatının tek yaratıcı alanıdır aslında. Diğerleri biraz daha yorumlayıcı tarafına girerler. O yüzden çok da önemli bir bölüm.

Yeni senaristler yetiştireceğiz

A.B.M: Senaryo eğitimi çok da yaygın değil. Türkiye’de senaryo kültürü de maalesef yok...

O.W: Özellikle yaratıcı senaryo oluşturmak konusunda eksiklerimiz var. Asıl yaratıcı faaliyeti yapan senaryodur. Diğerleri o senaryoyu gerçekleştirmeye ve yorumlamaya yönelik bir iş yaparlar. O nedenle yeni senaristlerin, yeni yaratıcıların yetişmesi gerekir. Senaryo eğitiminin başında da çok değerli, Türkiye’de hiç karşılığı olmayan bir unvanı taşıyan bir "senaryo doktoru", "senaryo tedavisyeni" bir insan var: Öktem Başol. Bu yüzden de çok değerli bir eğitim departmanı.

Sertifikalar her yerde geçerli olacak

A.B.M: Spikerlik-sunuculuk ve temel konuşma eğitimi-diksiyon dersleri ve diğer bölümlerden alınan sertifikalar her yerde geçerli olacak mı?

O.W: Tabi. Üstelik öyle bir sertifika ki bu hem her yerde geçerli hem de ileride eğitim vermelerine bile olanak sağlayacak bir sertifika. Bu sertifikayı edinenler ileride eğitmen olabilme şansını da yakalıyorlar yani. O nedenle üç aylık kamera karşısındaki oyunculuk dışındaki bütün bölümlerde Milli Eğitim Bakanlığı’na tabi sertifikalar uyguluyoruz. Bizim eğitim frekansımızın çok değerli bir tarafı, böyle bir sertifikalandırma yapmak. Okulun bu kadar geç açılmasının da sebebi Milli Eğitim Bakanlığı’na tabii kılmamızdan kaynaklanıyor.

A.B.M: Oyunculuk ve diğer bölümlere olan rağbet nasıl?

O.W: Şu an üç sınıfımızın tamamı dolmuş durumda. Diksiyonda gene iyi bir çizgi izliyoruz; senaryoda da öyle. Her bölümde iyi çizgimiz. Okulu bir de eğitim sürecinde görmeye ihtiyacımız var. Ona göre yeni sınıflar yeni parkurlar açacağız.

Pana Film Türkiye’de yine bir ilke imza atıyor

A.B.M: Metot oyunculuktan biraz bahseder misiniz? Siz metodolojik olarak neler anlatacaksınız?

Sinem Soner: Bugüne kadar Türkiye’de hiç yapılmamış olan Amerika’da öğrendiğim, Lee Strasberg tekniğini vermeye çalışacağım. Bunun amacı da birazcık öğrencilerimizin iç gelişimini, iç çocuğunu tekrar yenilemesi ve malzemelerin bir şekilde çıkartılabilmesini sağlayacak bir metot. Daha sonra duygu hafızasına geçeceğiz. Bunda da objelerle çalışıyoruz daha çok. Tekniğin amacı içimizdeki gelişimin dışarıya yansıması ve bunu da kamera karşısında gözlemleyerek yolculuğumuza başlamış olacağız. Meisner teknik dediğimiz metot ise tepki ve dinleme üzerine. Genelde Türkiye’de hiç kimse birbirini dinlemiyor. Herkes oyunculukta 'burada bunu yapmam lazım' gibisinden kendisini düşündüğü için karşısındakini dinlemiyor. Nitekim bunları temizlemek, içindeki hayal dünyasını daha da açmak ve Meisner tekniğiyle de hiç düşünmeden dinleyerek tepkiyi vermeye çalışacağız.

A.B.M: Pana Akademi bu teknikleri ilk uygulayıp ders verecek kurum olacak değil mi?

O.W: Evet. Bir de sinema oyunculuğu tiyatro oyunculuğundan en belirgin olarak "tepkisel oyunculuk" meselesinde ayrılıyor. Tiyatro kaba tabiriyle tamamı genel planda geçen bir oyucululuk hattını içeriyor, ama sinema her zaman sizin tepkinile "kesilebilen" bir şey olduğu için Meisner ve Lee Strasberg gibi teknikler çok işe yarıyor. Prova zamanı az olan sinema televizyon işlerinde oyuncuyu çok rahatlatan ve ona çok yeni ufuklar açan metotlar. O nedenle biz bu metotlarla, tıpkı New York Film Akademisi gibi dünya çapındaki okulların uyguladığı yöntemlerle oyuncu yetiştirmek gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Türkiye’de sinema sektörü büyüyor giderek yaratıcı ve iş bilen insanlara ihtiyaç artıyor. Biz de bir an evvel bunu besleyecek bir okul olmak istiyoruz. Ama aslında bu okulun hedefi ileride bir yüksek okul olmak; bir sinema fakültesi veya film fakültesine dönüşmek. Bu alanda Türkiye’de hiçbir eğitim kurumu yoktur. Biraz da konservatuarın adı üstünde konservatif biçimde oyunculara yapıştırdığı, bugünün taleplerini yeterince desteklemeyen bazı hasletlerden kurtarmak amacındayız.

A.B.M: Ne gibi hasletlerdir bunlar?

O.W: Daha içsel ve kendine dönük bir eğitim verir. Kendinle yüzleşme şansı vermez, seni başkaları kritize eder. Sen kendini ona göre akort etmeye çalışırsın, ama sinema oyunculuğunda, seni doğrudan doğruya kaydeden, hiçbir yalan dolan olmaksızın seni olduğu gibi yansıtan bir cihazla karşı karşıyasın. O cihazın bazı isteklerine uymak zorundasın. Tiyatrodaki oyunculukla, sinemadaki oyunculuğun temel farkı burada başlıyor. Bir tepki üzerin hayatı kuruyoruz sinemada. Dinleme ve tepki üzerine. Tiyatroda olsaydık şu an ben konuşurken gözler bende olacaktı. Oysa ki senin tepkin çok daha değerli olabilir. Sinemanın şansı o tepkiyi tak diye sana kesebilir. Ama tiyatroda kim konuşuyorsa ona bakarız ve böylece tepkilerin bir kısmı da güme gider. Sinema sanatı biraz onun için sokaktan gelen bir adamı bile oynatma becerisine sahiptir. Bir köpeğin ya da bir filin üzerine film yapabilme becerisine bu yüzden sahiptir. Çünkü Bir takım kendine has kuralları vardır ve o kadrajın sizden beklediği bazı sonuçlar vardır. Zaten metot oyunculuğu onların yollarını, yöntemlerini ve anahtarlarını vermeye yöneliktir.

S.S: Biraz da doğallık üzerine çalışıyoruz aslında. Tiyatroda biraz daha büyük oynama gibi bir durumumuz vardır çünkü çok uzakta olan bir seyirciye de kendimizi göstermek zorundayız fakat kamerada öyle değildir. Daha küçük oynamalıyız. Oynamak yerine ‘olmak’ dersek daha doğru olur. Canlandırırız, yorumlarız ve doğal olması için çabalarız. Yakınlaştıkça da seyirciyle göz göze geliriz.

O.W: Stella Adler oyunculuk dersine şöyle başlıyor: Siz buraya oynamayı öğrenmeye geldiniz ama ben size "oynamamayı" öğreteceğim. Bizim de peşine düştüğümüz düstur bu…

A.B.M: Siz aslında biraz da "ne yapmamamız" gerektiğini öğreteceksiniz.

O.W: Evet, sahaya çıktığımız zaman ne kadar aciz olduğumuzu gördük yıllardır. Kamera karşısında kendimizi sınaya sınaya doğru bir şeyler bulduk ve üstümüzdeki o ağırlıklardan kurtulmak için çaba gösterdik. Konservatuar eğitimini bitirdik ama, on beş yıl da o eğitimin verdiği ağırlıklardan kurtulmaya çalıştık. Sinema oyunculuğu neden doğal olmalıdır, neden seyirci karşısında tıpkı kendi halası, anneannesi gibi birini görmeyi bekler? Bunların sebeplerini ortaya koyduğunuz zaman, oyunculuk akordu da değişmiş oluyor. İnsanların eğitimi de tam bu noktadan başlayacak bir süreç.

A.B.M: Sinem Hanım’ın bana izlettirdiği ünlü aktör Michael Caine’in videosunda sinema ile tiyatro arasındaki farkı çok güzel bir biçimde aktarıyor. Sinema oyunculuğunun lazer ile yapılan ince bir operasyon tiyatronun ise neşterle yapılan bir cerrahi olduğunu söylüyor. Bu anlamda Pana Akademi’deki oyuncu adayları büyük bir avantajla işe başlayacaklar. Kamera karşısında sizin gibi tecrübeli isimlerle çalışarak gerekli refleksleri kazanıp, sahada sahip olmaları gereken tecrübeye kısa sürede ulaşmış olacaklar.

O.W: Aynı Michael Caine’in DVD’sinde bir anekdot daha var. Jack Lemmon, Broadway’den gelmiş bir oyuncu ilk filminde yönetmen George Cukor ile çalışırken, Cukor ona sürekli ‘Lütfen biraz daha küçük oyna’ diyor. Sonunda Lemmon demiş ki, ‘Biraz daha küçük oynarsam hiçbir şey yapmamış olacağım.’ Cukor da ona ‘İşte tam bunu istiyorum ben de.’ diyor. Konservatuar eğitiminde bir takım ustalara, düskurlara tabisindir. Bir takım ustaları kendine "kutup" olarak seçersin ve ona yönelirsin. Burada tek usta ve tek yönetmen var. O da kameradır. Kamera zaten size her şeyi bütün çıplaklığıyla ortaya koyar. Siz ister onu sevin, ister sevmeyin, o sizi sürekli kaydeder ve yansıtır. Onun için baş öğretmenimiz kameradır.

A.B.M: Pana Akademi’de özgürce kendimizi ifade etme imkanı bulacağız. Derlerde başka ne gibi aktiviteler olacak?

S.S: Öğrencilerimize set ziyaretleri yaptıracağız, dublaj ve montajı görmelerini sağlamanın yanı sıra, bol bol film izlettireceğiz. Oyunculuğun ne olması gerektiğini anlayacaklar ve daha çok uygulama olacak, oynadıktan sonra oturup kritik edeceğiz, değerlendirmelerini yapacağız. Ne yapmalarını gerektiğiniz bir yolculuk yaparak göreceğiz. Çünkü genel anlamda bütün konservatuarlarda her zaman öğrenirsin, çıkarsın ve o senindir artık. “Ne yaparsan yap” derler ama burada öyle olmayacak, biraz takip edeceğiz öğrencileri, bu da çok önemli bir avantaj onlar için.

Vesaire.com'a üye ol, sen de kazan

Bu yazıyı beğendiniz mi?

RSS Kaynağımıza abone olun!

12 Responses to “Kurtlar Vadisi, Senaristlik, Oyunculuk, Pana Film ve Akademi”

  1. 1
    bulent agca Says:

    32 yasindayim 1m99 ve 110kilo kurtlar vadi pusu dizisinde ouynamak istiyorum kendime guveniyorum .
    Lutfen bu sansi bana taniyin .
    TEL NO 053xxxxxxxx.
    tesekurler

  2. 2
    okan bütün Says:

    selamun alüyküm 20 yaşındayım ve iki dakika bile olsa kurtlar vadisinde oynamayı isterdim yinede k.v.p tşk…

  3. 3
    ibrahim duygu Says:

    33 yaşındayım ankaralıyım ama antalyada yaşamaktayım kurtlar vadisi ilk çıktıgı günden beri hiç ama hiç bir bölümünü kaçırmadım kısaca sizlerin büyük hayranınızım her şey kader kısmetmiş bende sansımı denemek için size yazıyorum 173 boyundayım 79 kiloyum eski oyunculardan bulutu çok andırıyorum tabiki simayen oyunculukta onun yanına yaklaşamam çevremdeki herkes bana bu dizi için başvurmamı önerdi zaten benim de niyetim vardı 75 milyonun içinde bir kum tanesiyim yani şansım o kadar biliyorum ama ilgili makamlardan rica ediyorum lütfen beni bir deneyin en azından görsel olarak resimlerime bir bakın lütfen bir cvp yazın mail adresim ****@***mail.com gsm 0xxx xxx xx xx saygılarımla ibrahim duygu…

  4. 4
    nejdet arslan Says:

    sizleri cok seviyorummm oynamak istiyorummm iç kacırmıyorumm gercekdennn

  5. 5
    Pixie Says:

    grup oyunu lazım bana egıtsel onyular dersı ıcın pek bulamadım bısey ama

  6. 6
    en güzel oyunlar Says:

    banada güzel rol verirseniz oynarım

  7. 7
    alpaslan biçer Says:

    17 yaşındayım 1-78 boy kilom 60 kurtlar vadisinde oynamak isterim

  8. 8
    tanner Says:

    slm memati yok ben onun gibi olamazsamda ona yakınım rol isterim akrabası olarak benide alın flme cok seviyorum filmi hep izlerim oyuncu olmak isterim saygılar

  9. 9
    Ziya Says:

    Selamlar 18 yaşındayım kurtlar vadisinde oynamak istiyorum ingilzcem var aksiyonu severim

  10. 10
    ahmet Says:

    ben kurtlar vadisi de oynamak isteri tek hayalim yaş 17 boy 1.80 kilo 70 başka diyecek bişey yok

  11. 11
    yunus Says:

    kurtlar vadisi de oynamak istiyorum.aksiyonu seven birisiyim.sporcuyum branşım da boks.

  12. 12
    Yunus Yaman Says:

    Almanyadan selamlar oyuncuya ihtiyac varsa ben burdayim

Leave a Reply

*

Get Adobe Flash player